Salgın Döneminde Çocuklar için Acil Çocuk Koruma Politikası COVİD-19 Salgını: Çocukların Karşı Karşıya Kaldıkları Görünmeyen Şiddet Biçimleri

“Salgınlar, aynı zamanda birçok açıdan bir krizdir ve bu kriz, en az bilgilendirilen, destek hizmetlerine yetişkinlerin yönlendirmesi olmaksızın erişemeyen, yetişkinlerin kurduğu sistemlerin içinde görünmez olan çocuklar için çok daha zor geçmektedir”.

Günden güne tüm dünyada daha fazla yayılan ve binlerce kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan Covid-19 isimli virüs salgını nedeniyle hepimiz endişe içinde yaşamaktayız. Hepimiz virüsün yarattığı sonuçlara, virüse karşı beden ve ruh sağlımızı koruma yollarına dair doğru bilgilendirmeye ihtiyaç duyuyoruz ve büyük bir bilgi karmaşasına karşın doğru bilgileri takip edebilecek kaynaklara kısmen de olsa sahibiz. Ancak bu endişe ve bilgi karmaşası içinde çocuklar yetişkinlerden farklı olarak çocuklara özel kurgulanmış destek mekanizmalarına daha fazla gereksinim duyabilmektedir.

Türkiye’de olduğu gibi dünyanın pek çok yerinde – savaş, afet, kriz vb durumlarda- bilgilendirme, koruma ve onarma sistemleri yetişkinler tarafından kontrol edilmektedir. Bu durum çocukların ihtiyaçlarının zaman zaman anlaşılamamasına, görmezden gelinmesine, çocukların etraflarındaki yetişkinlerin bilgilendirme ve yönlendirme becerisi ölçüsünde bu sistemlerden yaralanabilir hale gelmesine yol açmaktadır.

Türkiye’de de Mart ayı itibariyle Covid-19 isimli virüsün küresel salgını nedeniyle çocukların okulları kapanmış, birçok yetişkin gibi çocuklar da bulundukları sosyal ortamlardan, parklardan, sokaklardan uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Oluşan bu yeni durumların yanı sıra bu süreç, yetişkin dünyasında çoğunlukla zaten görünmez olan çocuklar açısından ayrıca riskler ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden çocuklarla ilgili tüm kurumların acil olarak çocuk haklarını temel alan bir çocuk koruma politikası oluşturması gerekmektedir.

UNICEF, 20 Mart tarihinde bir açıklama yayınlamış ve dünya genelindeki salgının yol açtığı olağanüstü durum nedeniyle “getirilen kısıtlamalar giderek artarken çocuklara yönelik istismar, ihmal, sömürü ve şiddet riski de yükseliyor” diyerek çocukların karşılaştıkları ve karşılaşabilecekleri ihlallere dikkat çekmiştir.

 

Bazı Çocuklar Daha Fazla Etkileniyor!

Bazı çocukların küresel sağlık açısından oluşan bu olağanüstü durumdan çok daha fazla etkilendiği açıktır: kapalı kurumlarda kalanlar, mülteciler, kronik bir hastalığa sahip olanlar, sosyal güvenlik sistemlerinden yararlanamayanlar. Ve tabii ki kız çocukları…Kız çocuklarının cinsiyete özel gereksinimlerinin karşılan(a)maması ve yeni durumlarda oluşan koruma açıklarıda düşünülünce UNICEF’in “cinsel sömürü, istismar ve çocuk evliliği riskinin artabileceği uyarısı” çok haklı gözükmektedir.

  • UNICEF bu çağrıyı yaparken küresel salgın döneminde çocuk koruma politikasının gerekliliğini gösteren başka kanıtlara da yer vermiştir;
  • Çin’de salgın sürecinde kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ev içi şiddet vakalarındaki artış,
  • 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’da yaşanan Ebola virüsünün yaygınlaştığı vakitlerde; okulların kapanmasının çocuk emeği, ihmal, cinsel şiddet ve çocuk gebeliklerinde artışa sebep olması,
  • Sierra Leone’de çocuk yaşta hamilelik olaylarının salgın öncesine göre iki katına çıkarak 14 bine ulaşması.

UNICEF’in sunduğu bu kanıtlar Türkiye’deki çocuklar içinde söz konusu olabilir. Yaşanan ihlallerin onarımına ve yaşanabilecek olası ihlallerin önlenmesine dair bir an önce kurumların, çocuk haklarını temel alan bir çocuk koruma politikasının oluşturulmasını gündemlerine almasını gerekmektedir.

  • FİSA Çocuk Hakları Merkezi olarak Türkiye’deki tüm kurumları, karar vericileri ve yetişkinleri aşağıdaki önerileri acilen yerine getirmeye çağırıyoruz:
  • Sağlık, eğitim ve çocuk hizmetleri personeli bu süreçte yaşanan çocuğa yönelik cinsel şiddetin güvenli biçimde bildirilmesi de dâhil olmak üzere çocuğa yönelik şiddet vakaları ve bu döneme özel riskler konusunda eğitilmelidir.
  • Çocuğa yönelik ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yaşanabileceği durumların,çocuk hakları temelli yönetimi konusunda ilk müdahale ekipleri güçlendirilmelidir. Şiddete maruz kalan çocukları desteklemek üzere bu dönemde, sağlık çalışanlarıyla nasıl bir ortak çalışma yapılacağı planlanmalıdır.
  • Salgın dönemiyle birlikte evlerde çocuklar için kapalı kurumlar haline gelmiştir. Dolayısıyla çocukların her türlü şiddetten korunabilmek için yararlanabilecekleri hak arama mekanizmaları ve diğer destek hizmetler konusundaki bilgi paylaşımı artırılmalıdır.
  • COVID-19 salgının çocukları nasıl etkilediğine ilişkin değerlendirmeler yapılmalı, bu değerlendirme süreçlerine; gelişim, engellilik, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dil faktörü de dikkate alınarak çocukların dâhil edilmesi sağlanmalıdır. Geliştirilecek çözüm önerilerinde çocukların da görüşleri alınmalıdır.
  • Gelir getirme olanakları etkilenen ebeveynlere maddi ve manevi destek mekanizmaları sağlanmalıdır.
  • Çocukların ebeveynlerinden ayrılmasını önlemek için somut önlemler alınmalı, ebeveynin yatarak tedavi görmesi ya da kaybı sırasında çocuklara destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
  • Salgın önlemlerinde başta risk grubundakiler olmak üzere tüm çocukların korunmasına azami özen gösterilmelidir.
  • Barınma olanağı olmayan mülteci çocukların ve gençlerin bir an önce güvenli ortamlarda yaşaması ve sağlık ve diğer destek hizmetlerine erişebilmesi sağlanmalıdır.
  • Salgının hapishanelerde görülmesi ile birlikte yayılım hızının kontrol edilemeyeceği açık olduğundan, hapishanelerdeki hamile kadınlar ve kız çocukları, çocuklarıyla birlikte kalan kadınlar başta olmak üzere tüm çocuklar ve kronik rahatsızlığı olan, 65 yaş üstü bireyler bir an evvel tahliye edilmelidir.
  • Koronavirüsle ilgili televizyon ve internet ortamlarında çocukların yaşlarına, gelişimlerine uygun, farklı dillerde doğru bilgilendirmeler yapılmalıdır.
  • İnternete erişen çocukların istismara ve şiddete maruz kalmaması için önlemler alınmalı, internetin doğru kullanımına dair yayınlar oluşturularak yaygınlaştırılmalıdır.

Bütüncül Bir Çocuk Koruma Politikası Gerekiyor!

Bu önerilerimiz, UNICEF’in sunmuş olduğu kanıtlar, aynı zamanda endişelerimize de işaret etmektedir. Ve bu endişelerimiz, hakların birbiriyle olan doğal ilişkisi nedeniyle, bir diğer deyişle bir hak başlığı güvence altına alınmadan, diğerinin de hayata geçmesi mümkün olmadığı için bütüncül bir çocuk koruma politikası gerektirmektedir.

Salgınlar, aynı zamanda birçok açıdan bir krizdir ve bu kriz, en az bilgilendirilen, destek hizmetlerine yetişkinlerin yönlendirmesi olmaksızın erişemeyen, yetişkinlerin kurduğu sistemlerin içinde görünmez olan çocuklar için çok daha zor geçmektedir.

FİSA Çocuk Hakları Merkezi olarak, çocukların sağlık haklarının sağlanması yanında, bu salgın döneminde karşı karşıya kalacakları farklı şiddet biçimlerinden korunmaları için, hükümeti çocuklarla ilgili bütüncül bir koruma planı yapmaya ve birlikte çalışmaya davet ediyoruz.